Ahlak Gelişimi
Ahlak Gelişimi: Psikanalitik Kuramlar ve Öğrenme Kuramlarında Ahlak
Ahlak gelişimi, bireylerin doğru ve yanlış, iyi ve kötü gibi değerleri anlamaları ve bu değerlere uygun davranmaları sürecidir. Bu süreç, bireyin toplumsal ve kültürel normlara uyum sağlama, empati kurma, vicdan geliştirme gibi birçok faktör tarafından şekillenir. Ahlak gelişimiyle ilgili çeşitli kuramlar, bu süreci farklı açılardan ele alır. İki önemli yaklaşım, psikanalitik kuramlar ve öğrenme kuramlarıdır. Her iki yaklaşım da ahlak gelişiminin nasıl gerçekleştiğine dair farklı bakış açıları sunar.
Psikanalitik Kuramlar ve Ahlak Gelişimi
Psikanalitik kuram, Sigmund Freud'un geliştirdiği bir teoridir ve ahlak gelişimini, bireyin içsel psikolojik yapılarına ve erken çocukluk deneyimlerine dayandırır. Freud'a göre, ahlak gelişimi, çocuğun erken dönemlerinde yaşadığı içsel çatışmalar ve ailevi etkileşimlerle şekillenir.
Freud'un Psikanalitik Kuramına Göre Ahlak Gelişimi
Freud, insan kişiliğini üç yapıya ayırmıştı: Id (içgüdüler), Ego (benlik) ve Süper Ego (üstbenlik). Ahlak gelişimi, bireyin bu yapılar arasındaki dengeye dayalıdır.
-
İd (İçgüdüler): Bu yapı, bireyin doğuştan sahip olduğu, haz arayışına dayalı içgüdüsel dürtülerdir. İd, ahlaki değerlere sahip değildir ve yalnızca bireyin temel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışır.
-
Ego (Benlik): Ego, id'in dürtülerini gerçeklik koşullarıyla uyumlu bir şekilde tatmin etmeye çalışan, mantıklı ve gerçekçi bir yapıdır. Ahlak gelişimi açısından ego, bireyin toplumsal normlara uygun davranışlar sergilemesine yardımcı olur.
-
Süper Ego (Üstbenlik): Süper ego, bireyin toplumdan ve aileden aldığı ahlaki değerleri içselleştirdiği yapıdır. Freud'a göre, süper ego, bireyin doğru ve yanlış arasındaki farkı ayırt etmesini sağlar. Süper ego, genellikle ebeveynlerin ve toplumun ahlaki kurallarının bir yansımasıdır.
Freud'a göre, ahlak gelişimi, çocuğun süper egosunu oluşturması süreciyle başlar. Çocuk, ebeveynlerinin ve toplumun değerlerini içselleştirerek kendi süper egosunu geliştirir. Bu içsel yapılar, bireyin davranışlarını kontrol eder ve toplumla uyumlu şekilde hareket etmesini sağlar.
-
Örnek: Çocuk, küçük yaşlarda ebeveynlerinden “başkalarının eşyalarına izinsiz dokunma” gibi değerleri öğrenir. Bu değerler, çocuğun süper egosunun bir parçası haline gelir ve çocuğun bu değerlere uygun davranması beklenir.
Süper Ego ve Vicdan
Freud, süper egoyu aynı zamanda bireyin vicdanı olarak tanımlar. Vicdan, bireyin yanlış yaptığında suçluluk hissi duymasına, doğru yaptığında ise tatmin ve huzur hissetmesine neden olur. Süper ego, bireyi ahlaki açıdan doğru olanı yapmaya teşvik eder ve yanlışı engeller. Freud’a göre, çocukluk dönemi deneyimleri, süper egonun ne kadar güçlü ve etkili olacağını belirler.
Öğrenme Kuramları ve Ahlak Gelişimi
Öğrenme kuramları, bireylerin çevrelerinden öğrendikleri davranışlarla ahlaki gelişimlerini açıklamaya çalışır. Bu kuramlar, ahlak gelişiminin, dışsal ödüller, cezalar ve sosyal etkileşimler yoluyla şekillendiğini savunur.
Davranışçılık (B. F. Skinner ve Pavlov) ve Ahlak Gelişimi
Davranışçılık, ahlaki gelişimi dışsal uyarıcılara ve bireyin çevresindeki ödüller ve cezalarla şekillenen davranışlara dayandırır. B. F. Skinner gibi davranışçı psikologlar, bireylerin çevrelerinden edindikleri pekiştireçlerle, belirli davranışların güçlendirildiğini savunurlar. Ahlaki değerlerin de çevre tarafından öğretilen ve ödüllendirilen davranışlar aracılığıyla kazandığını belirtirler.
-
Örnek: Bir çocuk, başkalarına yardım ettiğinde ödüllendirilir, yani bu davranışın pekiştirilmesi sağlanır. Bu pekiştirme, çocuğun ahlaki değerlerinin gelişmesine katkı sağlar.
Sosyal Öğrenme Kuramı (Albert Bandura) ve Ahlak Gelişimi
Albert Bandura'nın sosyal öğrenme kuramı, bireylerin başkalarını gözlemleyerek ve onların davranışlarını taklit ederek öğrendiklerini savunur. Ahlak gelişimi de bu kurama göre, bireylerin çevrelerinden gözlemleyerek ve model alarak öğrenilen bir süreçtir.
-
Örnek: Bir çocuk, ailesinin ya da öğretmenlerinin başkalarına saygı gösterdiğini görürse, bu davranışları taklit etmeye eğilimli olur. Çevresindeki yetişkinlerin davranışlarını model alarak, doğru ve yanlış arasında seçim yapmayı öğrenir.
Bandura, ayrıca öz-yeterlilik (self-efficacy) kavramını da geliştirerek, bireylerin kendi davranışlarını kontrol etme ve geliştirme kapasitesine sahip olduklarını savunur. Bireyler, çevrelerinden aldıkları geri bildirimlere göre davranışlarını şekillendirirler ve bu süreçte ahlaki gelişimlerini de tamamlarlar.
Sonuç
Ahlak gelişimi, bireyin içsel yapıları ve çevresel etkileşimlerin birleşiminden oluşan karmaşık bir süreçtir. Psikanalitik kuramlar, bireyin içsel çatışmaları ve içselleştirilen ahlaki değerler üzerinden ahlak gelişimini açıklar. Öğrenme kuramları ise, çevre faktörlerinin ve sosyal etkileşimlerin ahlak gelişimi üzerindeki etkisini vurgular. Her iki yaklaşım da ahlakın, sadece bireysel içsel bir olgu değil, aynı zamanda çevreyle etkileşim yoluyla şekillenen bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu kuramlar, ahlak gelişiminin nasıl işlediği konusunda farklı bakış açıları sunar, ancak her ikisi de bireyin toplumla uyumlu hale gelmesinin önemini kabul eder.
Yorumlar
Yorum Gönder